Daha Ölümlü

Haftalar önce bir gün onkoloji servisinde elimdeki listeye göre yeni yatışı yapılmış hastaların odalarını yanımda EKG cihazıyla geziyordum. Listedeki son hastanın EKG’sini çektikten sonra merak edip ne zaman tanısı konulduğunu sordum. Sadece bir buçuk yıl önce basit bir şikayetle gittiği doktorun kan değerlerindeki anomaliyi fark edip sevk etmesi üzerine yapılan incelemelerle kan kanserinin tanısı konmuş. Bir buçuk senede hayatı tepe taklak olmuş ve şu an tıpta kabaca ‘son dönem’ anlamına da gelen terminal evre hastası olarak karşımda yatıyordu. Ben gördüğümde birçok ikincil sağlık problemi vardı. Sormadığım halde ölümü kabullendiğinden söz ediyordu, yine de bir şekilde ağır kemoterapi tedavisini sürdürüyordu.

İnsanların başına bir sıkıntı gelince, ‘Bak daha kötüleri de var. Haline şükret.’ şeklindeki tesellileri yanlış buluyorum. Daha kötü durumdaki insanların konumu ile karşılaştırarak, insanın kendini yüceltmesi hem yanlış hem acınası… İnsanın kendini bir başkası üzerinden tanımlamasının kaçınılmaz bir sonucu bu herhalde. Bu göreceli mantığa göre duygulanma konseptini öyle içselleştirmişiz ki, çoğu zaman farkında olmadan masumca ayak uyduruyoruz bu konsepte.

O günkü kanser hastası için hissettiklerimi masaya yatırınca bunu fark edebiliyorum. Normalde 70, 80, 100 yaşında ölen biri için pek bir şey hissetmem doğrusu. Dünyaya gelip gitmiş ve gidecek olan milyarlarca insan gibi ortalama yaşam ömürlerini tüketip ölmüştür doğal olarak. Fakat bu zavallı adamın odasından çıkınca öyle bir üzülüyorum ki… Bu adam bir trafik kazasına kurban gitmemişti, ortada bir ihmal yoktu, sağlıksız yaşam yüzünden değildi bu başına gelen. Daha yolun ortasında yaşama veda ediyordu. Bir daha bu havayı soluyamayacak, dokunamayacak, kimseye selam veremeyecek, düşünemeyecek, hissedemeyecek bile! Hikayesi burada göz göre göre bitiyor. Fakat bu nedenlerle değil de bu yaşında öleceği için üzülüyormuşum. Bir bu kadar yıl daha yaşasa, aslında böyle üzülmeyecekmişim. Neden? Çünkü diğerleri iki katı yıl yaşıyor.

Asıl gerçek şu ki, Ölüm başlı başına çok trajik bir olay. Biz sadece ortada kıyaslayabileceğimiz bir istisna olmadığı için bu trajediyi kanıksamış durumdayız.

Advertisements

2 thoughts on “Daha Ölümlü

  1. Ölümün yaşla çok bir ilgisi yok aslında ve ölüm için belli bir denklem de yok elimizde .
    Herkesin kendisine ait denklemi ve değişkenleri var dolayısıyla ölüm bence ne erken ne de geç bilakis o kişi için tam zamanındadır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s