Varlık

Çok değer verdiğim bir arkadaşımla buluşma ayarlamıştık. Hem ben hem de kardeşi kısa süreli onun şehrinde bulunduğumuz için üçümüz birlikte vakit geçirecektik o gün. Kardeşinin içine kapanık bir karakteri varmış ve bir takım sebep ve süreçler sonucunda psikiyatrik tedavi gerektiren bir noktaya varmış. Şu an tedavide belli bir aşama katetmişti ve artık ablasının da yardımıyla sosyal yaşama adım atması planlanıyordu.

Arkadaşımın kardeşinin dış görünüş itibariyle iyi bir vücut yapısı ve popüler kültürün dışında, gösterişsiz bir giyimi vardı. Ses tonu monoton, ses tınısı boğuk ve konuşması akıcıydı. Sanat, politika ve gündemle ilgili genelden çok detay bir bilgi birikimi vardı.

Üçümüz birlikte gezerken ben arkadaşıma İzmir’deyken onu bazen ne kadar çok özlediğimden bahsediyordum. Hayatımda bazı kişilerin ifade ettiği değerler var. Mesela annemin hayatımın içindeki şefkat sembolü, kaynağı olması gibi birçok arkadaşım hayatımda, kritik duygu ve kavramlarla karşılık buluyor. Bu arkadaşımın kardeşi ise gerçekten arkadaş edinmeden, insanlarla tanışmadan, dışarı pek çıkmadan yıllarını geçirmiş. Sosyal medyada hiç hesap açmamış, tel’de Whatsapp rehberinde sadece ablası olan biriydi. Ve şu an yaşamın kendisini sorgular hale gelmişti…

Öğle yemeği için bir restorana girdik. Arkadaşım lavaboya gitmek için masadan kalktığı sırada kardeşi masanın karşı tarafındaki sandalyesinden uzandı ve ”Bir şey soracağım” dedi. ”Sen ablamın senin için bu kadar değerli olduğunu söylüyorsun ya, peki sence onun gözünde senin değerin nedir?” Benim için onun beni aynı derecede değerli görüp görmemesinin önemli olmadığını söyledim. O benim hayatıma bazı pozitif değerler katıyordu, hayatımı anlamlandırmama yardımcı oluyordu aramızda kurduğumuz bağla. Bu yüzden bu bağlantıyı güçlü tutmak istiyordum. Fakat ona bağımlı değildim. O hayatımdan çıkarsa hayatımdan bir şey eksilirdi ama başka bir sürü bağlantı ile bağlı olduğum için boşluğa düşmezdim.

Arkadaşım masaya döndü. Biraz önceki konunun da etkisiyle aklımdaki şu düşünceleri ortaya döktüm. Yaşam, kainat dediğimiz şey varlıkların birbiriyle kurdukları bağlantılar bütünüdür bence. Her bir varlık kendini kendi dışındaki kavramlar ile tanımlayabiliyor. Her varlık bir başka varlık arasında bağ kurarak kendini anlamlandırabiliyor. Bir kişi arkadaşları olmadan arkadaş olamaz. Bir anne çocukları olmadan anne değildir. İstese anne olabilir belki, ama anne değildir. Çocukları ile arasındaki anne-evlat bağı yok olursa o kadının anneliğe dair hiçbir niteliği de var olamaz. Varlığı eksilir. Sağ elim, sol elim ve ayaklarım sayesinde sağ el. En küçük maddelerden en muazzam sistemlere kadar bu bağlantıyı arayabiliriz. Hatta Allah kendi dışında ilk varlığı yarattıktan sonra yaratıcı olmuştur. Elbette yarattığı her şeyden üstündür ve kimseye muhtaç değildir. Fakat yaratıcının tüm isimleri yarattıkları üzerinden anlam bulmuştur. Belki de yaratılışın büyük gizemi bu noktada saklıdır.

Bir kardeşti, evlattı, öğrenciydi, hastaydı… Varlık literatüründe fazla bir şey değildi. Arkadaşımın kardeşi, kendisini anlamlandıran çok az bağlantı kurmuştu. Ve artık yaşamın kendisini sorguluyordu…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s