Toplumdan Kopuk Deha

Yaklaşık iki yıldır oldukça sınırlı süreli tatillerimi farklı şekillerde geçirdiğim için memleketime gitmemiştim. Önümüzdeki seneler benim için daha yoğun geçeceği için birkaç yıl daha görememe korkusuyla geçen yaz iki haftalığına memleketim Nusaybin’e gittim. Burada aklımı kurcalayan geçmişten kalan bazı yarım kalmış hislerimi tamamlamak istiyordum. Bunlardan biri de eski bir dost ziyaretiydi.

Arkadaşım dediğim halde yıllardır görmediğim ve muhtemelen yıllarca görmeyeceğim biri olduğu için (ortak arkadaşlarımızın okuma ihtimalinin kaygısıyla) onu konu edinmenin bu blogun konseptine aykırı olmayacağını düşünüyorum.

Fen Lisesinde aynı sınıfta olan bu arkadaşım bolca düşünürdü. Sınıfta herkes dersi işlerken o en arkadaki sırasında oturur düşünürdü, boş derslerde herkes bahçede eğlenirken o sırasında kalır düşünürdü, etüt odalarında herkes test çözerken o kağıt karalayıp düşünürdü, gece herkes uyurken o battaniyeyi üzerine çekip düşünürdü, internet kafelerde herkes oyun oynayıp porno seyrederken o eğitsel siteler okuyup düşünürdü.

Saatlerce soyut kavramlar üzerine konuşurduk bazen. Mizah anlayışımın şekillenmesine doğrudan etkisi olduğunu düşünüyorum. Olaylara bakış açısındaki yenilikçi tavrına hayranlık duyuyordum. İkimizin de dersleri iyi değildi bu arada. Yine de ileride kendimi yüksek bir makamda onu da fikir danışmanım olarak hayal ediyordum.  Ne var ki küstük, liseyi de küskün bitirdik. Ben ünv. giriş sınavına odaklandım o olduğu gibi devam etti.

Aradan geçen 6 yıldan sonra onu görmek, onunla konuşmak üzere kapısını çaldım. O akşam onun Orta Doğunun bir sınır kasabasındaki evinden ayrıldığımda hayretler içinde düşüncelerle boğuşuyordum.

Düşünce sistemini büyük bir bilgi birikimiyle desteklemiş. Öte yandan ikinci defa ünv. giriş sınavına girdikten sonra tümden bırakmış.  Askerliğini yapmış. Döndüğünde abisinin ısrarlarıyla sınava hazırlanmayı kabul etmiş. ”Matematik, fizikteki bunca kuramın; türevin, integralin, kümelerin, momentin, optikin ne için olduğunu daha yeni anlıyorum” diyerek ”Lisedeyken bir türlü sebebini anlayamıyordum” diye de ekliyordu. Ben klasik cevabı vermeye hazırlanırken birden ”mutlak bilgiyi bulmak için” dedi. Ne harika bir açıklama!

Mezunlarının yarısı Tıp Fakültesini kazanan Fen Lisemizde kimsenin bu cevaba vakıf olduğunu hatta bu konunun umurlarında olduğunu zannetmiyorum. Fakat bir yanda onlar toplum tarafından parmakla gösterilen bireyler olurken bu arkadaşım cep telefonu, sosyal ağlar, e-posta adresi kullanmadığı; arkadaşlarıyla, akrabalarıyla, dini inançlarla bağlarını kopardığı yaşantısını görünmez bir şekilde sürdürecek.

Keşke blogumun formatına uyup çıkarımlarımı net bir şekilde buraya, yazının sonuna sıralayabilsem. Fakat ne zaman onu aklıma getirsem düşünceler içinde bocalayıp kayboluyorum.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s