Yalnız Adam

Blogu güncel tutmak düşündüğümden daha zormuş. Planım yaklaşık on yazı yazdıktan sonra bir blogumun olduğunu arkadaşlarıma duyurmaktı. Çevremde tam bloga yazılmalık birçok kişiyle tanıştığım halde ‘zaman yok’ bahanesiyle devamlı ertelenen ilk blog oluyor. Bugün tanıştığım kişiyi de erteleye erteleye yazmayı unuturum korkusuyla sınav haftasında yazıyorum.
Fahrettin Altay Aktarma Merkezi’ndeki üç kişilik oturakta ortadaki yer boş olacak şekilde en sağda ‘yalnız adam’ oturuyordu. Adam ardı ardına biri kadın biri erkek iki kişiye ortadaki yeri göstererek ‘Buyur, gel otur.’ dedi. Adamı biri duymadı, biri de duymamazlıktan geldi. Yaşlıca bir adamdı, kıyafetleri yırtık değildi ama eski görünüyordu, dişlerinin birkaçının dökülmüş olduğu belli oluyordu ve anadolu şiveli konuşuyordu. Sonunda ben oturdum zaten oturacak yer arıyordum.

Kitabımı çıkarıp kaldığım yerden okumaya başladım. Adam bana kaçıncı sınıf olduğumu sordu. Üniversitede 3. sınıf olduğumu söyledim. ‘Maşallah maşallah. Ne güzel’ dedi. Elimdeki ders kitabı değildi. Öyle bir görüntüsü de yoktu. Gülümsedim kitaba döndüm.
‘Ben okumadım. Benim karı da öldü. Bir daha evlenmedim. Gurbette zor. Erzurumluyum ben.’ dedi.
Adama daha dikkatli baktım. Garip bir heyecanı vardı.
‘Ben de Mardinliyim’.
‘Mardinliler iyidir.’ dedi.
Kitaba döndüm. Zaten bir tek yol üzerinde kitap okuduğum için kitaba dönmek istiyordum. O esnada şoför geldi. Adam kalkıp bana ‘Hadi. Araba kalkıyor.’ dedi. Otobüse binince adamın arkada dört kişilik yerde eliyle bana yanında yer ayırdığını işaret etmesi üzerine onun yanına gittim. Toplam 5-10 dk sürecek yolda konuşmaya devam ettik.
‘’Narlıdere’de oturuyorum. Benim karı da öldü. İzmir’de karı kız çok aslında ama karılık yapamaz bunlar. Erzurum gibi değil.” dedi. ”Erzurum’da buzdolabına bile ihtiyacın olmaz. Suyu açtın mı su buz gibi güzel akar. Büyükşehirde yalnız olmak zor. Yalnızlık zor. Evde öyle boş boş duvarlara bakıp duruyorum. Açıyorum televizyonu kafam şişiyor. Sohbet etsen zaman geçer. Böyle zaman da geçmiyor.’’
Seyahat ederken sadece Berlin’de ve Londra’da yalnız kaldım. Gerçekten de büyük metropollerde yalnız olunca iyice görünmez oluyorsun. Devasa bir kentte yalnızlık demek hiçlik demek oluyor.

Adamın sonradan söylediği beni asıl şaşırtan şey oldu.
‘Seni hep burada görüyordum. Fakat insan gelip konuşmaya çekiniyor. Tanımadığın insan sonuçta.’
Adama elimi uzatıp ‘Ben Metin. Artık dost olduğumuza göre. Burada karşılaştıkça konuşuruz.’ dedim.
Adam iki eliyle kavradı elimi. Çok sevinçliydi. Gerçekten şaşırdım. Biraz mahcubiyet hissettim. Gerçekten yalnızlık zor. Yalnızlık zor.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s